25 Şubat 2019 Pazartesi

bin sene

kaşlarının üzerinde gezdiriyorum parmaklarımı,
sonra biçimli burnunda.
bıyıklarının altında dudağının ortasındaki o tepeye geliyorum sonra.
dudağının köşesinde öpülesin diye duran o yerdeyiz şimdi.
gözlerin ela mı bal rengi mi?
yorgunsun, gözlerin hafif çukurlaşmış ve göz altların morarmış.
tırnaklarına, ellerine, tırnaklarının yanında kemirdiğin etlere bakıyorum.
avcunun içini hatırlıyorum, sert, sıcak, kibar.
elimi ensenden kazağının içine uzatıyorum.
parmak uçlarımın ne hissettiğini hatırlıyorum, ürperişini hatırlıyorum.

uzak ve yakın anılar. hepsi taze.
bu hissi sürekli yanımda taşıyorum.
bazı kızlar çantasında ıslak mendil ve mendil taşıyor olabilir.
ben bunları taşıyorum.

bunlar senin için saklayıp sana anlattığım şeyler değil.
bunlar yanımda olsun istediklerim.
güzelliklerini biliyorum ve öyle güzel duyuyorum ki...
bilmiyorum.
ihtimallerle işimiz kalmadı.
her şey çok başka.
üzerinden geçtikçe değişecek detaylar belki de bunlar.
o yüzden yeltenmiyorum.
bu hali çok keyifli ve tatminkar.
sarılmak ve kollarının arasında olan bedeni tanımak gibi,
o bedeni ebediyen içinde saklamak gibi...