17 Aralık 2015 Perşembe

bir kayıp vermemek neresinden bakarsan bak kazançtır

sevgilim;
insanın mütemadiyen unutmaya meyilli olduğu, kendisine belirli şeyleri hatırlatmadıkça gereksiz ızdırap ya da mutluluk duyduğu konular vardır.
mesela sahip olmadığın bir şeyi ya da sahip olmayı istemediğin bir şeyi kaybedemezsin. bu konuda objektif bir imkansızlık söz konusudur ve pek tabii tartışmaya kapalıdır.


*bu bir hatırlatma yazısıdır

18 Ekim 2015 Pazar

oniki; birinin canını yakmanı sağlayacak şey toplumsal ahlakınoluşturduğu genellemeler değildir. şahsi gerçeklerden yola çıkmayaçalış ve karşındakinin zaten bildiği bir defosunu kullan.

bir yol varsa ille de o yola koyulmalı mı sevgilim? ya yol birden fazlaysa, daha acısı ya yola koyulduktan sonra yolların varlığından haberdar olunursa? durmalı mı yani? yol ille de pişmanlığa varıyorsa niye geri dönüyorum diye ayıplanayım, hani zararın neresinden dönsem kardı? beni, sorularımı geçiştirme. bu kadar düşünecek ne var yaşa gitsin de deme. biliyorsun yaşamak ayıplanmanın birincil şartı.
canım ne yapmak istiyorsa onu yapmak istiyorum. bunu anlayabiliyor musun? 
biliyorum, anlamıyorsun. iyi düşünülmüş ve avutucu etkiye sahip başka bir yalana daha gerek yok.

17 Ekim 2015 Cumartesi

onbir; yalnız olmak aradığın şeyi kaybettiğini anlamaktan yeğdir.

sevgilim;
kayboluyorum. bunun benimle ilgisi yok, yaşamanın benim hayatıma sirayet etme şekli bu. 
ellerimden çok burnumun üşüdüğü bir günde kahkahamdan öp beni.

30 Eylül 2015 Çarşamba

on; her eylem bir sonuç doğursa da bazen bir eylem sadece bir eylemdir.

sevgilim,

uzayan geceler ve kısalan günlerin hiçbir ehemmiyeti yok. aslında itiraf etmem gerek henüz beni derinden sarsacak kadar önem verdiğim bir şeye de rastlamış değilim. bunlar sana beylik laflar gibi gelebilir hatta bana bakıp 'rahat hayatından böyle martavallar uydurmak seni eğlendiriyor mu ulan' bile diyebilisin. en sığ örnek olan 'anan baban ölsün de göreyim seni' bile diyebilirsin. 

ailemden herhangi birinin hatta ailemden olmayan herhangi birinin ani ve trajik ölümü beni çok yıpratabilir ama bahsettiğim şey tam olarak bu değil, bilmelisin! hayatın olağan akışı içerisinde gerçekleşen ve bu olayları içten içe beklediği halde gerçekleşmesine şaşıran insanlardan bahsediyorum. 

ben onlardan değilim. 
sen de olma, lütfen.

24 Eylül 2015 Perşembe

kategorizasyon



sevgilim;
uyumadan önce ya da uyandığım ilk anda hep aynı insanı görmek veya aynı insanın sesini duymak istediğime emin değilim. bu yaşamaktan kaçtığım bir şey değil, sadece böyle gelişti. ama yine de anlamadığım bir nokta var; birini sevdiğinde, o kişiyle ortak bir mutluluk inşa etmek istediğinde bunun olmazsa olmazı bu mudur? mutluluk, sevmek ya da adı her neyse formüllere dökülüp sağlaması yapılabilir bir şey midir? sen de biliyorsun; değildir

15 Eylül 2015 Salı

emir kipi

sevgilim;
olabilecek şeylerin birçoğu olmuyorken geri kalan kısmıysa ben istediğim anda olmuyor. bana, bununla başa çıkmam gerektiğini söyleyemezsin.



4 Eylül 2015 Cuma

dokuz; gerçekleri duyduğunda yalanlarına sarılan insanlardan uzaklaşmarehberim olabilecek kadar kalifiye olmalısın




merhaba sevgilim.
seni yapmak istemediğin şeyleri yapmaya zorlarken duymak istediklerimi söylemeye zorlamayacağım.
evet, evet.. 
bunu sana yapmayacağım.

23 Ağustos 2015 Pazar

sekiz; sırtında parmak uçlarımı gezdirmenin bana vereceği mutluluğubiliyor olsaydın keşke..

senin mutsuzluklarını öğrenmek ve bir kısmına seninle birlikte üzülürken kalanlarıyla taşak geçmek istiyorum sevgilim.
artık, mecburen, antidepresanlara inanıyorum sevgilim

20 Ağustos 2015 Perşembe

yedi; eksik olman tamamlanabilir olduğunun kanıtı sayılabilir mi?

sevgilim;
çok yorgun ve bezginim. aynı/ benzer sorunlarla mütemadiyen karşılaşmak ve bu sorunları yaratan kişi olmak çok zor.
başaramayacağımı, parkurun sonunu göremeyeceğimi düşünüyorum sıkça. yine de -kendim için diyemesem bile- varolan her şey için, varolmanın garantisi olan gelecek için umut etmekten vazgeçemiyorum.

15 Ağustos 2015 Cumartesi

altı; demlediği çayı içemeden uyuyakalan insanlardan olmak istemiyorum

sevgilim;
öğrendiğim kadarıyla bir şeye sahip olma ihtimalinin tükendiğini kabullendiğinde o şeyi artık anmamalısın.
onu görmezden gelmek için değil, kendine karşı dürüst kalabilmek için.

şehirlerin insanları anımsatmasında sakınca görmüyorum.

14 Ağustos 2015 Cuma

beş; parmak uçlarıyla tenine dokunmayı alışkanlık haline getireninsanlara bağlanmaktan kaçınmak adaletsizliktir

merak ediyorum sevgilim;
başarı, hayatından geçtiğin insanların, senin onlarda bıraktığın lekelerden arınmayı tercih etmemesi mi?
peki o lekelerden arınmak tercih edilirse bu, karşı tarafın mı yoksa arınmayı dileyenin mi başarısızlığı?


13 Ağustos 2015 Perşembe

dört; eylemler sözcüklerden kuvvetlidir

merhaba sevgilim.
bir imkansızlıklar silsilesinde seni sevebilirim ve sen de bunu umuyor olabilirsin.
ama bu imkansızlıklar silsilesinde seni sevme eylemine sonsuza dek devam etmemi tabii ki bekleyemezsin.
kolayı seçtiğim için ben, şartları değiştirmeye gücün yetmedi diye sen suçlu değilsin.

6 Ağustos 2015 Perşembe

üç; değiştiremeyeceğin etkenler için kendini mutsuz etme

sevgilim;
gelecek ve o gelecekteki belirsizlikler beni rahatsız etmiyor.
gece 2 civarı bir şeyler atıştırmak için ekmek kızartmaya karar veren ve bu ekmekleri yakan insanların varlığından bahsetmek istemiyorum, onlar beni elbette rahatsız ediyor!

5 Ağustos 2015 Çarşamba

iki; ellerine bakarak susan insanlardan korkman gerektiğini sakın unutma

sevgilim,
bazı yollar ayrılmalıdır ve yolcular hasret çekerken birbirlerine muhtaç olmadığının farkına varmalıdır.
tevazuyla ve nazikçe veda edip kendine ait yolda yol almalıdır.
bazı yollarsa birleşebileceği ihtimali göze alınarak terk edilmeli ya da kat edilmelidir.
bazı yolları terk ediyorum ve bazı yolları da kat ediyorum bu aralar.
bunlar benim yollarım, fazlasıyla bana ait ve bana bir şeyler verip benden daha azını alan yollar.

31 Temmuz 2015 Cuma

8 burçak beni sevmiyor 9 burçak beni sevmiyor 10 burçak beni sevmiyor 11

merhaba sevgilim.
bir konserve yaş mama ikisi emzikli 6 dişi kediyi doyurabiliyor.
taze su içmek sokak kedilerinin de hakkı.
yavru kediler korkak ve de çığırtkan, anaları onları eline almaya çalışanlara duyarsız.. 
'hanım hanııım, analık doğurup sokağa atmakla olmuyor' dedim de kafasını yaş mamadan kaldırmadılar bile.
sağ el bileğim sargıda kolum askıda.
buralarda olsaydın saçlarımı sen toplayabilirdin, biramın kapağını şık bir hamleyle açabilirdin.
ıslanmış balkon zemininde elime buz tutup 'utanmana gerek yok, kimse duymadı düştüğünü' de diyebilirdin.
onun yerine kardeşim 'abla!?' diye korktu, annem 'ayağına terlik giy demedim mi' diye söylendi ve doktor elini uzatıp 'merhaba' dediğimiz andaki gibi elini sıkmamı istedi.
sıkamadım.
kedileri kucaklayamadım, gözlerini silemedim ve hiçbiri için teselli bulamadım.
ah muhsin ünlü şiirlerini okudum biraz ve iyi ki kardeşimin adını ben koydum dedim ama bu kadar.
yetmez mi, yetiyor tabii ama sen yoksun

30 Temmuz 2015 Perşembe

tarihe not; 30.07.2015

çayla ıslatılmış gözlerle günaydın derdim babama eskiden.
her sabah ilk cümlem 'anneee bunlar yapışmış, açamıyorum gözlerimi' olurdu.
bugün bir yavru kedinin gözlerini akşamdan kalma çayla ıslattığım pamukla silerken ben de anne oldum galiba sevgilim.
anneler günümüz kutlu olsun mu?
eh sen yoksun ama olsun.

28 Temmuz 2015 Salı

yatağı balkona taşıyalım, hadi!

bilmeni istediğim şey şu;
insanları yarı yolda bırakırım.
bunu mütemadiyen yapar, ufak bir vicdan sızısından yakınırım.
bu insan kaldığımı gösterebilmenin/hissedebilmenin en kestirme yolu.
bununla birlikte seninle, seni yarı yolda bırakmayı isteyeceğim zamana kadar, bir şekilde mutlu olabiliriz.
mutsuz da olabiliriz.
her iki türlüsünde de devam etmenin bir yolunu bulabiliriz, bulamaya da biliriz..
boşver..

sokak kedilerinden pire kapıp ayak bileklerimi kaşıdığımda beni soyup duşa sokacak mısın?

25 Temmuz 2015 Cumartesi

arayış


garip bir telaş içindeyim sevgilim.
korku ve heyecanla bir şeylere yetişmek, tüm isteklerime erişmek istiyorum.
lütfen gelip geçici olduğuna emin olsan bile heveslerimi ciddiye al ve küçümseme olur mu?
bir defa da senin için büyümek istemiyorum.

kişisel algılama.

19 Temmuz 2015 Pazar

sen de beni arıyor musun?

balkon duvarına bacaklarımızı uzatıp parmak hesabı saksıda büyüyen biberleri sayalım sevgilim.
2 biber ve 15 çiçek, domatesler sadece daldan ibaret kaldı, seneye salatalık ekeriz.
yere de içine buzlu su doldurulmuş leğen koyduk mu, değmesinler keyfimize!

fonda da bu olsun mu?

14 Temmuz 2015 Salı

bir bakan çıkıp bir demlik çay içiyor; önceki senenin hasadı

hiç zamanı değilken birtakım sorunlar peyda olmuştu sevgilim ve ben durmadan geçiştiriyordum meseleleri. 'çok da mühim şeyler değildir bunlar, pek üzerinde durmaya değmez' gibi teselliler sunuyordum kendime. yine de içten içe biliyordum ki benim için bir sorun peyda olduysa bir kere onu görmezden gelemezdim. huy oldu sonraları bunlar bende. sürekli yeni sorunlar buluyor sürekli yakınıyordum bu sorunlarla ilgili. kaderci bir yaklaşımı benimsemiş de değildim tabii, aksine durmadan 'olabilir, bir insanın başına bu da gelebilir, normal' deyip duruyordum.
sonra bir gün yok yere çok öfkelendim. birden çok yüksekten karadenizin metan yüklü derinliklerine düştüm gibi oldu. bana sorarsan zihnimde ikinci bir çernobil yaşandı. yani nedensiz, birden bire ve yıkıcı oldu ne olduysa. biraz kirlendi, baya etkilendi etraf. genlerimle geleceğe aktaracağım evhamlarımdan bunalmıştım, bu evhamlara karşı geliştirdiğim vurdumduymazlıktan da bir o kadar usanmıştım. kimseye tavsiye verecek halim yoktu ve kimseyi dinleyecek sabrım da kalmamıştı. dahi anlamındaki deleri ve ayrı yazılması gereken bütün kelimemsileri bitişik yazanlara bağırmak istiyordum, elime bir boya alıp şehrin bütün duvarlarını karalamak altına da dahi anlamındaki de diye imza atmak istiyordum. arabeskin içine ajitasyonu katan bütün plakçılar ve şair müsveddeleri de ölsün diye dua ediyordum. ama yine olmuyordu bunlar. biraz ben tembellik ediyordum biraz da kader.
böyle böyle geçiriyorum günlerimi, anlıyorsun umarım. sana doğru sonsuz bir devinimle savruluyorum. bir adamla huzur bulurum diye bel bağlamıyorum yaşamaya ama bir adamla huzur bulmanın da sakıncası yok, biliyorum. sana ulaşana kadar ve seninle buluşana kadar da böyle gidecek bu işler. ziyanı yok.


dinlerken uyuyalım



12 Temmuz 2015 Pazar

jeopolitik konum mühim

iyi akşamlar sevgilim.
kahvaltıya taze sıcak ekmek alabileceğimiz bir fırın,
eve karpuz ya da patates taşırken yormayacak yakınlıkta bir manav;
taşınırken şartlarım bunlar.
cidden, sadece bu kadar.


8 Temmuz 2015 Çarşamba

vitrinime değil iklimime

'evlenme teklifini bekle kızım, yüzüğu bir gör hele. yok öyle üç kuruşa beş köfte!'
sevgilim üç kuruşa beş köftemi çatır çatır yedirtirim sana.

7 Temmuz 2015 Salı

bu bir emirdir!

elimden tut, birlikte yürüyelim.
artık arkama bakmam.
birlikte yürüyelim.
yokuşlarda tıkanmam, nasırlarımdan yakınmam.
repertuarım geniştir.
söylediğin kelimenin son harfiyle başlayan kelimeler bulabilirim.
yenilgileri kabullenmekte yeniyim.
sivrisineklerden çok çekmekle birlikte böceklerden korkmam.
her yerde uyuyabilir ama hep önce uyumanı beklerim.
birlikte yürüyelim mi?
birkaç adım benim için ve belki birkaç tane de senin için.
elimden tut, birlikte yürüyelim.

6 Temmuz 2015 Pazartesi

yazıyla beş (+-4)

boş bir evde,
cereyan yapan açık camların merkezinde,
jumbo boy döşeğimle
yaz boyunca seni bekliyor olacağım sevgilim.
gevşeyecek kadar alkol tüket,
yetişebileceğim kadar uza



22 Haziran 2015 Pazartesi

bir gün

iddiaya göre insanlar, yaralanma anında o kesici delici aletin etinde ilk sıyrığı açıp ilerleyişini, sonra da aynı yolu izleyerek gidişini, an içindeki adrenalin nedeniyle fark edemeyebilirmiş.
hayalimdeki karşılaşmamız da buna benziyor. seninle oturup biraz konuşacak, biraz birbirimize dokunup ayrılacağız belki. eve girip tüm kapıları kapattıktan sonra üzerimde ne varsa çıkarıp kendimi kontrol edeceğim; 


19 Haziran 2015 Cuma

için için yanıyor bu gönlüm!

senden şimdilik nefret ediyorum.
çünkü yoksun.
şu an değil ama bazı zamanlarda birine ihtiyaç duyuyorum.
öpüşmek için, parmak uçlarımı teninde gezdirmek için, sabaha karşı sarılmak için, konuşmak istediğim ne varsa hiçbir çekince duymadan konuşmak için, omuzlarımdan tutulup sarsılmak için, aileme yalan söyleyip daha önce uyumadığım yataklarda uyumak için, sigaraya tekrar başlamak için, kavga etmek için ya da birinin kucağına yatmak için.
boş versene!
içimde herhangi biriyle ya da herhangi bir eylemle dolmayacağını bildiğim bir boşlukla yaşadığım için.
bu yüzden şimdilik BOŞ OL BOŞ OL BOŞ OL!

kadına itaat etmek zaruridir

yalnız uyuduğumuz gecelerde, bir yastık da fazladan alıp ona sırtımızı yaslamakta,
onda kıymet verdiğimiz birinin sıcaklığını ya da varlığını aramakta,
uyku arasında iç geçirip o yastığa sarılmakta herhangi bir zayıflık yoktur sevgilim.
var diyorsan da şaibelidir.

17 Haziran 2015 Çarşamba

kahveyi az şekerli içiyoruz

günaydın sevgilim
umarım kahvaltılarda ya da gün aralarında krem peynir sürdüğün ekmeğin üzerine bir de reçel sürmüyorsundur.
çünkü tatlı ve tuzlunun kahvaltıda böyle hunharca karıştırılmasıyla başa çıkamıyorum.
sakın bana cheesecake örnekleri de verme çünkü o zaman seni zevksizlikle suçlamaya mecbur kalırım!

devamı umduğum güzellikte olmazsa diye yataktan çıkamadığımız sabahlar vardır ya hani;
bugün onlardan biri değil sevgilim.

toz şekeri unutma sevgilim ve bir de çam fıstığı

birine taleplerini dillendirmenin yanlış bir tarafı yoktur sevgilim.
yine de bazı şeyler içinden gelmeli insanın.
uyurken saçlara dokunmak gibi,
kitabın o beğendiğin kısmını yüksek sesle okumaya başlayınca durmamak ve devam etmek gibi,
bakkala gidip de gelirken helva yapmaya karar verip irmik almak gibi..


12 Haziran 2015 Cuma

varolmayanın dayanılmaz ibneliği

mesela şeftaliye dokunamıyor olabilirsin.
ben soyarım ama ısırarak yiyelim!
zira dilimlenmiş meyveler ve bölüştürülmüş duygulardan kaçınmalıyız.
bahşedilen şeylere tahammülümüz kalmamalı..
ısırarak, kopararak, hırpalayarak ve yağmalayarak ne var ne yoksa ortaya saçmalıyız.
biz değil sen ve ben olarak varolma savaşı verirken tekil mağlubiyetler yaşayıp çoğul kahrolmalıyız belki de.
ve koca mutsuzluklarımıza sevimli kılıflar bulmamalıyız..


hiçliğinde boğuluyor insanlar

insanlara dair hayaller rafa kalkabilir sevgilim
fakat sana dair hayaller için bu mümkün değil.
senin bir adın yok,
senin vücudunu seçebileceğim herhangi bir iz yok,
belki sen yoksun.
insana mutluluk veren bir ideasın.
onlara göre yoksun ve sorunsun belki de 
ya da kendini sende bulmaya çalışanlar için bir varoluş biçimisin.
tüm bunlar ihtimaller dahilinde, görüyorum.
seni aramıyorum.
seni hissetmiyorum.
seni duyamıyorum.
seninle ilgili tüm hiçlikleri tüm benliğimde hissediyorum.
ama varolan her şeyden/herkesten derin ve anlamlı olduğunu da -onlar göremese ve bilemese de- ben görebiliyorum.
bekirin dediği gibi belki de 
'herkesin inadığı bir şey var bu amına koduğumun hayatında benimki de sensin!'






1 Haziran 2015 Pazartesi

öp beni

bazı şeylerin eksikliğini duyuyorum sevgilim.
seni aramıyor olmanın eksikliği mi?
hayır, aramadığım zamanda onlarca romantik olasılıkta karşıma çıkacağına da inanmıyorum.
sana anılar biriktiriyorum yine de.
'diz kapağımın arkasından ilk defa o öptü,
bu yolda ilk defa diğeri elini boynuma uzatıp beni kendine çekti,
şu adam bir gece bana öyle büyük bir mutluluk verdi ki allaha inandırdı
fakat tek ve bir olmayanına.'
yüzündeki ifade beni korkutacak mı ve başka bir allaha inandıracak mı?
dizlerinin arasına sıkışacak ayak parmaklarımı uyuşturacak mı?
hayır, olmayacak.

25 Şubat 2015 Çarşamba

durma yere yatalım

dünya hangimizin başına
-daha önce-
yıkılacak diye pustum bekliyorum sevgilim.
ayakta durma, başın göğe erebilir.

al bunu da dinle.

27 Ocak 2015 Salı

kaşarlanmak üzerine

sevgilim,
inanmayacaksın ama hassas bir insan olmak isterken hissiz bir insana dönüştüm.
hiç tanımadığım, hayatına dokunmadığım
ve bilinen somut herhangi bir metodla iletişim kurmadığım tüm insanlar için saatlerce ağlarken;
ölen dedemin arkasından babam için 10 dakikadan kısa gözyaşı akıttım.